Proje yapmaktan, rapor yazmaktan fazlasıyla sıkılmama rağmen;
Mezun olunca içine düşeceğim boşluğu kaygı haline getirdim. Halbuki sabah 9’da yine bir rapor teslimi var ve daha outline hazırlıyorum.
Git raporunu yaz diyor biri, öteki mezun olup da ne yapacaksın diyor salt muhalefet…
Zavallı küçük Plüton’u öldüren bilim adamına söylenmesi gereken;
Seni hiç sevmedim, babanı da sevmezdim zaten.
Dışarı çıkarken,
Gaz maskelerinizi yanınıza almayı unutmayınız.


Bugün Ankara;
Toz ve rüzgar eşliğinde sepia efekti verilmiş bir fotoğraf gibi.
Bir Modernist’in İkilemi; “Modernizm’in Modern Adamı”
Sabah uyan, kahvaltı yap, ya da geç kaldığın için yapamadan evden çık. Okula/işe git. Okuldan/ işten çık, eve git, yemek ye, uyu. Ve bunları her gün tekrarla, hepsi az okunaklı birer fotokopi gibi yaşam.
Nitekim bu durum insan metabolizmasına uygun değil. Sürekli bir acele, sorumluluk, yorgunluk, stres…
Hızlı şehirlerin hızlı yaşamı.. Elbette başlarda çok heyecan vericiydi. Ama artık üretilen ve tüketilen şey, insanın ta kendisi.
Tanrıdan dilekler;
Beni, obez olup “Yeni Bir Hayat” gibi post-modern televizyon programlarına katılmaktan koru. Amin…
Mezun olacak olmanın tek avantajı;
Vize soruları cevaplarını hocaya mail atmak. Onun haricinde hep rapor, rapor, rapor…
Ölüm ihtimalini kahkahayla karşılayan…






